HALIL DAG: DelIla Meyaser’in sözleri…

26 Nisan 2008
  Garısa çatışmasında yaralanıp geri geldiğimde Delîla’nın şarkıları bütün bir halkın kalbine yer etmiş ve Kürdistan’ın bütün dağlarına yayılmıştı.

Benim yaralı koluma bakıp, bundan sonra yola devam edip etmeyeceğimi soran yoldaşlara, bahar yağmurları altında sırıl sıklam ıslanırken Delîla’nın ‘sana o yollarda da şarkı söyleyeceğim’ sözlerini söylemiyor, bu sözleri bir sır gibi içimde saklıyordumBOTAN YAZILARI -9-

“Kuzey yollarında da sana şarkı söyleyeceğim…” diyordu bardaktan boşanırcasına yağan ilk bahar yağmurları altında sırılsıklam olduğumuz ama yine de o son video klipleri çekmekten vazgeçmediğimiz günlerde. Çok sevdiğim ve gözüm gibi koruduğum kameramın ıslanıp bozulma riski olduğu halde, herşeyi göze alıp ‘bu sese değer…’ diyerek Delîla’nın peşine düştüğüm Zap vadilerinde yaptığımız bu çalışmanın Kürt halkının yazılmamış tarihine kalacağını içten içe hissediyordum.

Sırtına davulunu alıp şarkı söylemek için Zap’ın en yüksek tepelerine tırmanan bu kızın, O’nun ruhundaki güzelliğin ve sesindeki içtenliğin aklımı çelmiş olduğunu söylesem kızmazsınız değil mi? Her ikimiz de kuzey yolculuğuna hazırlandığımız o günlerde Delîla’yı klip çekimleri için alıkoymam komutanları tarafından eleştirilse de, yine de her defasında izin veriliyor olması bu sesin, bu güzelliğin, bu ruhun bütün herkes tarafından onaylandığına işaret ediyordu. Ve Delîla’yı şarkı söylemeye ikna etmek ise hiç de zor olmuyordu. Şarkı söylemeyi herşeyden çok seven bu kız birazcık olsun içtenliğinizi hissetsin yeter, açıverir gönlünün bütün kapılarını, yüreğinde demlediği bütün ezgileri döküverir akarsulara… Onunla çalışırken hiç zorlanmazsınız. O çoktan hazırlanmış sizi bekliyordur ve istediğinizden daha çoğunu, daha güzelini seve seve verir.

Yağmurların göz açtırmadığı baharın o ilk günlerinde O’nunla çekim yaptığımız her klip çalışmasının, başlarken tasarladığımdan daha güzel olmasının tek nedeni O’nun katılım biçimiydi. O her defasında tahmin ettiğimizin ötesine geçer, bir ölçü daha yukarı çıkar ve hepimizi hayretler içinde bırakırdı. Ben ise her çalışmaya başlarken ‘Delîla bu defa ne ekleyecek acaba?’ diye düşünmeden edemezdim. Belki de bir tek bu nedenden dolayı O’nunla çalışırken büyük bir sevinç duyardım.

En sevdiğim yanı ise kendini sevmesiydi. Hepimiz O’nu beğenirdik ama sanırım O da kendini beğenirdi. Bunu belli etmemek için elinden geleni yapardı, ama içindeki bu çocukça duyguyu bir türlü gizleyemezdi. Bunun farkında oluşum ve imalı sözlerim O’nu çok kızdırırdı. O’nun bu kızgın hallerini çok severdim ve kendini sevmeyen insanın başkalarını sevemeyeceğini de çok iyi bilirdim.

Bu düşüncemi O’na hiçbir zaman söylemedim. Ama kızdığı zamanlarda da kendimi sakınmasını bildim. Eli çok ağır ve yumrukları çok güçlüydü. Ve çekimini yaptığımız kliplerin yönetmeni bendim. Her ne kadar O şarkı söylemeye başladığında hepimizi peşinden sürüklese de, son söz benim olurdu. Bazı çekimleri tekrar ettirdiğim zamanlar oldukça sinirlenir ve O’na yönetmenin ben olduğunu hatırlattığımda ise hemen sıkılı yumruklarını gözlerinin hizasına kaldırır ‘heval Halil gardını al!’ derdi. Ben gözlüklerimi korumak için hazırlanırken, O atılır ‘zaten önce o gözlüklerini lens yapacağım’ derdi. Derdi de, yine de bütün söylediklerimi harfiyen yerine getirirdi. O bizim neşemizdi… Zaman zaman kuzeye birlikte geçeceğimizi hayal ediyor ve yol boylarında çekeceğimiz klipleri tasarlıyor olsak da, ben bir daha karşılaşmayacağımızı hissediyor ve zamanı bir kez yakalamışken yapabileceğimin en iyisini yapmak ve bu Kürt kızının en güzel resmini çekmek için uğraşıyordum.

En büyük korkum ise yıllar önce Kandil Dağı’nın bir kuytusunda karşılaştığım ve Delîla’nın yakın arkadaşı olan Newal Beritan’ın çekimleri sonrasında yaşananları tekrardan yaşamaktı. Newal Beritan’ın, dinlendiği zaman dillerden düşmeyecek olan ‘Bê kes mam’ isimli Soranca söylediği şarkısını ikibin yılının ilk aylarında kaydetmiş, görsel yayın yapan kurumlarımıza göndermiş, ancak bundan dört yıl sonra televizyonlarda Newal dışında hepimiz seyredebilmiştik. Çünkü Newal o yılın baharında Zap suyuna kapılıp yaşamını yitirmişti. Ve bana ise ‘sana bir daha şarkı söylemeyeceğim, çektiklerin kaybolup gidiyor’ diyen sitemli sözleri kalmıştı… Delîla ile çalışırken her defasında Newal’i konuşuyor ve yaptıklarımızın sonucunu kuzeye geçmeden önce görmesi için elimden geleni yapıyordum. En büyük isteğim Kürt halkının bu sesi, bu güzelliği, bu ruhu daha o aramızda iken tanımasıydı. Yine başaramadım…

Ondan önce yola koyulup kuzey topraklarına ayak bastım. Ve arkamdan gelenlere sorduğumda, kliplerimizin sadece bir kısmının yayına uygun görüldüğünü ve Delîla’nın da ancak bu kadarını görebildiğini söylediler. Onun ulaşma hayallerini kurduğu Garzan topraklarına doğru yola koyulduğumuz Ağustos ayının son günlerinde radyolardan onunla çektiğimiz bütün kliplerin müzikleri yayınlanıyordu. Yürüdüğümüz bütün patikalarda yoldaşlarla birlikte onun sesini dinliyor ve ben dinlediğim bu şarkılar için çektiğim sahneleri bir bir gözlerimin önünde canlandırıyordum. Televizyon seyretme olanağı olan yoldaşlara sorduğumda ise koca bir halkın Delîla’nın daha önce yayınlanmamış olan klipleri dahil bütün şarkılarını ard arda istediğini öğreniyor, ama bir türlü sevinemiyordum… Çünkü Delîla Meyaser, Kürt halkının huzuruna bütün şarkılarıyla çıkmadan önce on yoldaşıyla birlikte Tanin dağlarında çatışmaya girmiş, son mermisine kadar direnmiş ve son mermisini kendisine sıkmıştı. Ve Kürt televizyonları bir kez daha gerilla sanatına yetişememiş, onu ancak geriden takip edebilmişlerdi.

Garısa çatışmasında yaralanıp geri geldiğimde Delîla’nın şarkıları bütün bir halkın kalbine yer etmiş ve Kürdistan’ın bütün dağlarına yayılmıştı. Benim yaralı koluma bakıp, bundan sonra yola devam edip etmeyeceğimi soran yoldaşlara, bahar yağmurları altında sırıl sıklam ıslanırken Delîla’nın ‘sana o yollarda da şarkı söyleyeceğim’ sözlerini söylemiyor, bu sözleri bir sır gibi içimde saklıyordum.

Ama bana bu soruyu soran herkese şu cevabı da veriyordum;
‘Delîla şarkı söylüyor…’

*

NOT: H.Uysal’ın (Dağ) yazdığı ‘Botan Yazıları’nın son bölümüdür.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: