‘Türkiye’ye siyasi çözüm baskısı artacak’

RAHMİ YAĞMUR -ANF

FOTOĞRAFLI

MOSKOVA (15.03.2008)- Dünyanın önde gelen askeri ve savunma uzmanlarından biri olarak kabul edilen Pavel Felgenhauer, Türk ordusunun düzenlediği kara harekatında başarısız olduğunu belirterek, ‘’artık ABD ve Batı’nın Türkiye’ye Kürt meselesini siyasi yollarla çözümü konusunda baskılar giderek artacak’’ dedi. PKK’nin verdiği savaşın Kürt sorununu dünya gündeminin önemli konuları arasına taşıdığını söyleyen Felgengawer, PKK’nin Kürtlerden aldığı destekten dolayı yenilgisinin mümkün olmadığına dikkat çekti. Felgenhauer ANF’nin sorularını yanıtladı

Türkiye’nin yaptığı kara operasyonu ve sonuçları tartışılmaya devam ediyor, bu konuda siz ne düşünüyor musunuz?

– Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik müdahalesinin temel sebeplerinden biri iç sorunlarıdır. İslam-i grup AKP türban sorunu ve diğer İslam-i icraatlarına karşı ordunun muhalefetini engellemek için sınır ötesi operasyon kararını çıkardı ve uyguladı. Yani operasyonun temel nedeni milliyetçi, İslam-i güçler ve diğer militarist arasındaki çatışmalardan kaynaklanıyor. Ama hem mevsim koşulları hem de önceki operasyonlarda ordunun aldığı sonuçlara bakıldığında bu operasyonun ne kadar anlamsız olduğu ortaya çıktı.

ABD DENGE POLİTİKASI YÜRÜTÜYOR

– ABD’nin operasyona izin vermesi ve daha sonrada Türkiye’nin geri çekilmesini dayatması neye bağlıyorsunuz?

– Görüldüğü kadarıyla bu hareket herhangi bir sonuç alamadı. Ne Kürt hareketine ne de Irak’taki güçlere karşı bir başarı sağlamadı. ABD bir yandan kara hareketine destek verip, bunu desteklerken bir yandan da Irak’taki ilişkilerini de bozmak istemedi. Yani Türkiye’nin dayatmalarını aşırı gerginliklere yol açmadan bitirmek istedi. Türkiye onlarca yıldır ABD’nin önemli müttefikiyken, Kürtler hiçbir şeydi. Ama şimdi Kürtler arz boyutu ile önem kazandı, Ortadoğu’da önemli pozisyondalar. ABD’nin Türklerin dayatmalarını kabul eder gibi görünmesi bu önemin bittiği anlamına gelemiyor. Bu yüzden ABD denge politikası yürütüyor. Önce Türklerin operasyonuna izin vermesi, sonrada çıkmaları için baskı uygulamasının nedeni bu.

TÜRKİYE’NİN AFGANİSTAN’DAKİ ASKERİNİ TAKVİYE ETMESİ İSTENİYOR

– ABD’nin Türkiye ile operasyon üzerinden pazarlık yaptığını, bu pazarlıklarda operasyon karşılılığında füze savunma sisteminin bir parçasının Türkiye’ye yerleştirmesini yine Türkiye’nin Afganistan’daki NATO güçlerini takviye etmesini istediği yolunda iddialar var? Bunlar doğru olabilir mi?

– Ben ABD’nin Çekya ve Polonya’ya yerleştirmeyi öngördüğü füze savunma sisteminin bir parçasını Türkiye ve Orta Asya’ya yerleştirmeye çalışacağını sanmıyorum. ABD o alanlara daha çok radyo frekanslarını engelleyici bir mobil mekanizma konumlandırmak istiyor. Bunu da Türkiye’den çok Gürcistan’a yerleştirmek istiyor. Yinede ABD Türkiye’nin Afganistan’daki NATO güçlerinin takviyesi için asker göndermesini istiyor. Buna çok ihtiyacı var, çünkü NATO’daki diğer ittifaklarını asker gönderme konusunda ikna edemiyor. Ama bu olmazsa olmaz bir kritik ihtiyaç değil. Bence Türkiye artık ABD için bu konularda ve Ortadoğu’daki pozisyonu açısından bile o kadar önemli konumda değil. Türkiye soğuk savaş dönemindeki önemini kaybetti. Ama Kürtlerin giderek önemleri artıyor. Bu operasyonda bu gerçeği değiştirmemiştir. Türkiye’nin ABD’ye bu kadar dayatmacı yaklaşmasının sebebi de bu konumunu hazmedememesidir. Son dönemlerde ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye Kürtlerin kültürel kimlikleri ve aidiyetlerini tanıması konusunda gizli ama önemli bir baskı var. Kürtlerin kendi bölgelerinde daha özgür olmaları konusunda bir baskı oluşuyor

PKK YENİLMEZ

– Operasyonun sonuçların nasıl buldunuz?

– Tabiî ki Türklerin bu biçimdeki geri çekilişi yenilgi anlamına geliyor. Ama baştanda söyleyebilirdik. Yani gidip geldiler ama ne değişti. Kürtlere karşı hangi başarıyı elde ettiler. Kış koşullarında Kürt dağlarında ne elde etmeyi bekliyorlardı. Zaten yeterli başarıyı elde edemeyeceklerini anlayan batıda geri çekilmeleri konusunda seslerini yükseltti. Askeri ve siyasi anlamda çok anlamsız bir harekât oldu.

– Türk ordusunun genel yapısı, yine PKK’nin gerilla savaşındaki niteliği gözönüne getirildiğinde bu savaşın niteliği ve sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Tabi Türk ordusu insan gücü açısından büyük bir ordudur. Yani ABD, İngiltere veya İsrail ordularıyla kıyaslandığında oldukça zayıftır. Ama öyle veya böyle Türkiye’nin bu ordusu Kürt gerillalarına karşı başarı sağlayamıyor. Bunun temel sebebi gerillaların Kürtlerden destek görmesidir. Bu gerillalar bütün bölgelerdeki Kürtlerden büyük bir destek görüyor. Bunu bizzat Türkiye’nin müttefikleri söylüyor. Diğer yandan Türkiye’nin hala batı eğilimi sürüyor, AB’ye giriş iddiaları sürüyor. O zaman bu savaşı ve bu iddialarını nasıl birlikte yürütecek. Sadece Kürt sorunu değil, Ermeni jenosidi, Kıbrıs sorununu da Avrupa mantığıyla çözmek zorunda. Bunları yapmak istemezse o zaman doğu ile batı arasında bir tercih yapmak zorunda kalacak

Türkiye’nin kültürel ve ideal saydığı yaşam standartlarına bakıldığında aslında doğudan çok batıya eğilim gösterdiği açıktır. Elbette ki bütün boyutları ile Batılılaştığı söylenemez ama Doğudan çok Batıya daha yakın. İran’da da Ayetullahların istediği gibi değil de batılı değerlerle yaşamak isteyenler var, ama Türkiye’deki kadar değil. Türkiye’de böyle düşünenler daha büyük bir kesimi oluşturuyor. Batı eğilimi daha güçlü olduğu içinde Kıbrıs sorunu, Ermeni jenosidi ve Kürt sorununu eski alışkanlığı olan silahla veya askeri yöntemlerle değil Avrupa tarzında çözmek zorunda.

PKK KÜRT SORUNUNU DÜNYANIN ÖNÜNE KOYDU

– PKK uluslararası alanda devletler bazında yalnız kalıyor gibi bir durumu sözkonusu. Bunun PKK ile ilgili olan yanları nelerdir? Yoksa bu tamimiyle Kürt sorunun objektif koşullarından mı kaynaklanıyor?

Ben böyle düşünmüyorum pratik ilişkiyi bilemiyorum ancak, bildiğim kadarıyla ABD müdahaleden sonra diğer Kürt güçlerinin yanında PKK’lerle de ilişkilendi. Şunu açıkça kabul etmek zorundayız ki, PKK Kürtleri başta Batı olmak üzere tüm dünyanın gündemine taşımayı başardı. Yani PKK Kürt sorunu dünyanın önüne koydu. Bu da PKK’nın Kürtler açısından ne kadar büyük önem ifade ettiğini gösteriyor. Son sınır ötesi harekât Kürtleri dünya gündeminin birinci sırasına taşıdı. Ayrıca bu harekâtlardan sonra ABD’de giderek daha açık bir biçimde sorunun siyasi yöntemlerle çözümünü dayatmaya başlıyor. Yani Batının Kürt sorununa ilişkin görüşleri değişti. Batıda, giderek Kürtlerin kendi kaderini tayin etmeleri yönünde görüşler ağırlık kazanıyor.

– Türkiye’nin Kürt sorunundaki çatışma siyasetinin bundan sonraki seyri konusundaki tahminleriniz ne, Türklerin Kürt sorununda siyasal yaklaşımı ne olabilir örneğin siyasi açılımlar olabilir mi?

– Türkiye siyasal bir çözüm geliştirmek zorunda kalacak, artık herkes Türkiye’nin bu sorunu eskisi gibi götüremeyeceği konusunda hemfikir. Örneğin bu son harekât askeri bir yöntemi ama hiçbir sorunu gideremedi. Tama tersine olumsuz bir etki yarattı. Sadece kendi içinde değil Batı nezrinde de aynı olumsuz etkiyi yarattı. Türkiye’ye bakışı olumsuz etkiledi. Örneğin, Türk ordusundan bazı dostlarımda var, onlarla da bu sorunu tartışıyorum ve onların içinde de bu sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini kabullenenler var. Bu sorunun diyalogdan başka bir çözüm şansının olduğunu sanmıyorum.

İRAN ABD’DEN KORKTU

– ABD’nin İran müdahalesi tartışmaları sanki askıya alınıyor aynı fikirde misiniz?

– Şüphesiz Irak müdahalesi ve ABD nin Ortadoğu ile yakından ilgilenmesi İran’ı da korkuttu. Bu yüzdende İran nükleer silah üretimini durdurdu. Ama İran sorunu hala gündemde ve bu Dünya için büyük bir risk oluşturuyor. Müdahalenin olmayacağını iddia etmek saflık olur. Eğer İran’da gerginlik yerine uzlaşma siyaseti izleyen bir yönetim gelmezse ABD ile nihai hesaplaşma olacak. O zaman Kürtler de saflarını belirleyecek. Şüphesiz öyle bir durumda Kürtler en büyük koz olacak

RUSYA BATI İLE ÇATIŞMAYACAK

– ABD’nin füze savunma sistemini Çekya ve Polonya’dan sonra Orta Asya’ya da ve diğer bazı yerlere de yerleştirmeyi düşündüğüne ilişkin tartışmalar var. Bunlar gerçek olabilir mi?

– ABD’nin Orta Asya ve Türkiye’ye füze savunma sistemi yerleştirmesi gündemde değil. Ayrıca Çekya ve Polonya’ya yerleştirmeyi düşündüğü savunma sistemi de Rusya ya karşı değil. Eğer böyle olsaydı bu sistemin Çekya ve Polonya’ya değil Kanada ve Görland’a yerleştirilmesi gerekiyordu. Oradan Kuzey Kutbu üzerinden Rusya’yı vurmak daha kolaydır. Bunu Askeri Uzmanlar da anlamış durumda. Ama maalesef bazıları bunu abartarak füzelerin nükleer başlıklı olduğunu iddia ediyorlar. Bazıları bunlarla eğer istenirse bir saat içinde Kremlinin vurabileceklerini iddia ediyor. Bu iddialar gerçekçi değil, bu füzeler sadece saldırı füzelerini havada imha etmek için konumlandırılıyor. Bunun dışında da eğer ABD Rusya’yı vurmak isterse bunu mümkün kılan daha kolay yöntemler var.

– Rusya ABD VE NATO ilişkileri giderek daha fazla geriliyor mu Kosova’dan sonraki durum nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Gerçekçi bir yaklaşımla Rusya ile ABD arasındaki güç dengesizliği büyük. Sadece teknik açıdan değil ekonomik ve demografik açıdan da öyle. ABD ekonomisi Rusya’nın birkaç katı, Nüfusu Rusya’nın nüfusunun iki katı, 2050 ye kadar dört kat olabilir. Ama ilişkilerin düşmanca olduğunu sanmıyorum. Rusya ABD’nin ilgisini çekmiyor. Bu konuda Ortadoğu daha ilgi çekici, ABD orayla ilgileniyor.

Ayrıca Rusya Kosova için hiçbir şey yapmayacak. Örneğin Kosova’nın bağımsızlığından sonra Medvedev Sırbistan’a giderek orayla Güney enerji gaz hattı konusunda anlaşma imzaladı. Böylece destek verdiğini göstermek istedi. Ancak unutmayalım ki güney enerji hattından akan gaz Avrupa’ya gidecek.

RUSYANIN DIŞ POLİTİKASI DEĞİŞMİYECEK

– Devlet başkanlığı seçimlerinden sonra Rusya’nın dış politikasında önemli değişiklikler olacak mı?

– Rusya her ne kadar eski Sovyet etki alanını canlandırmaya çalışıyorsa da henüz o güçte değil çünkü hala Rusya’nın iç sorunları var. Yani kendisi henüz yeterince güçlenmedi örneğin, daha önce Kosova’nın bağımsızlığına karşı Akdeniz’e gönderdiği filo yüzemiyordu. Daha sonra Suriye de kalan bir gemi gelirken bozuldu ve onun getirilmesi için ABD den yardım istemek zorunda kaldı. Yani Rusya’nın o bölgelerde varlık göstermesi zor.Bütün bunların da dışında ne Rusya bölgeye ilgi duyuyor, nede Rusya’nın o bölgede ilgi uyandıracak bir gücü var.

Unutmayalım ki Kremlindeki Slovikler (İç güvenlik kökenliler) askeri kanat değil, istihbarat kanadıdır. Çoğu zaman ordu NATO ya karşı güçlenmek için ekonomik destek istiyorsa da, Kremlin o kadar da çok yatırım yapmıyor, yani bahsedildiği kadar radikal değiller. Kremlinin çevresindekiler çok zenginleştiler. Hepsinin Avrupa ile güçlü ticari ilişkileri var. Bu yüzdende soğuk savaş dönemindeki gibi silahlanma rekabeti içine gireceklerini sanmıyorum. Bu bizzat onların çıkarlarına zarar verecek. O yüzden sözlü sataşmalar olabilir ama hiçbir zaman pratik bir olay gelişmez Rusya’yı yönetenler bunu istemiyor. .

YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır

Copyright 2007
ANF NEWS AGENCY

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: