SANAL DÜNYADA SANAL GAZETECİLİK 4

HAMZA AKTAN / YAZI DİZİSİ

Birgün Gazetesi’nde yayınlanan yazı dizisinin dördüncü bölümünde Medya Haber ve Medya Eleştiri siteleri ile meslek örgütlerini görüşleri yer alıyor. Dördüncü Kuvvet Medya’dan Ertuğrul Acar, Medyatava.net’ten Ömer Özgüner, Superpoligon.com’dan Kemal Kaya, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGS Başkanı Ercan İpekçi ve ÇGD Başkanı Doğan Tılıç İnternet Gazeteciliğiyle ilgili soruları yanıtlıyor

Birgün Gazetesi’nde yayınlanan yazı dizisinin dördüncü bölümünde Medya Haber ve Medya Eleştiri siteleri ile meslek örgütlerini görüşleri yer alıyor. Dördüncü Kuvvet Medya’dan Ertuğrul Acar, Medyatava.net’ten Ömer Özgüner, Superpoligon.com’dan Kemal Kaya, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGS Başkanı Ercan İpekçi ve ÇGD Başkanı Doğan Tılıç İnternet Gazeteciliğiyle ilgili soruları yanıtlıyor… BUGÜN: Özellikle gazetecilerin sık sık konuştuğu, eleştirdiği ve izlediği haber siteleri var. Bu siteler yalnızca medya içinde neler olup bittiğiyle ilgili haberlere yer veriyor. Şimdiye kadar en çok tartışılan siteler de bunlar oldu. Çünü kimilerince bu siteler sadece dedikodudan müteşekkil; hangi gazeteci nereye transfer oldu, hangi köşe yazarı bir başkasına nasıl cevap verdi vs… Bu işi yapanlar ise yaptıklarının önemli bir ihtiyacı karşıladığı inancında. Site yöneticileri gazeteciler arası iletişim ve basındaki haksızlıklara dair gazetecilerin seslerini duyurmaları anlamında önemli bir işi yaptıklarını savunuyor. Medya siteleri de gittikçe artıyor. Bugün, bu sitelerden en çok konuşulan Medyatava ve Süperpoligon’la söyleşilerimiz var. Bunun yanında medyafaresi.com, jurnal.net, medyakafe.com gibi portallar var. Yalnızca medyaya dair enformasyon veren iki önemli site de dorduncukuvvetmedya.com ve haysiyet.com. TGS, TGC, ÇGD ve Basın Konseyi gibi meslek örgütleri internetteki çalışanları “gazeteci” tanımına dahil ediyor. Ama yaptıkları yayından memnun oldukları pek söylenemez. ‘Herkes kolaya kaçıyor’ Dorduncukuvvetmedya.com: En önemli hastalık düşüncenin tekdüzeliği. Kimse alternatiflik peşinde değil Dorduncukuvvetmedya.com, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın basın danışmanlarından Ahmet Tezcan’ın kurduğu, daha çok medya haberleri ve eleştirileri içeren bir site. Ahmet Tezcan, sitenin yayın yönetmenliğini Başbakan danışmanı olduktan sonra bıraktı. Şimdiki yayın yönetmeni Ertuğrul Acar, sitenin Türkiye’deki medya eleştirisine önemli katkı sağladığını söylüyor. Sitede haberlerden çok medyayla ilgili araştırma ve yorumlara yer veriliyor. Günde ona yakın haber-yorum yayınlanıyor. Herhangi bir ajansa üye değiller. “Haber”le nasıl bir ilişkiniz var? Haber kaynaklarınız (ajanslar gibi) neler? Haber kaynaklarımız genelde okurlarımız. Bazı yerlerde özel muhabirlerimiz var. Zaten ağırlığımız yorumlardan oluştuğu için ajanslara ihtiyaç duymuyoruz. Yorumu öne çıkan köşe yazarlarından alıntılar yapıyoruz. Medya analizlerimiz oluyor. Bu içerik bizim işimizi görüyor. Yayınınızı ideolojik olarak tanımlamanız nasıl? Biz kendimizi “Muhalif medya” olarak tanımlıyoruz. Alternatif medya tanımlaması ise pek doğru olmaz. Bazı kesimler sitemizi Ahmet Tezcan’ın görevinden dolayı Başbakan’ın resmi medya sitesi olarak algılıyor. Bu son derece yanlış. Siteyi takip edenler görecekler ki bu sitede başbakanı çok sert şekilde eleştiren yazılar da yayınlanıyor. Hakaret ve iftira olmadıktan sonra her türlü eleştiriyi yayınlamaya çalışıyoruz. Türkiye’deki internet haberciliği ne durumda? İnternet gazeteciliğinin en önemli hastalıklarından biri düşüncenin tekdüze olması. Kimse alternatif bir şeyler üretme peşinde değil. Herkes kolaycılığa kaçıyor. Delinin kuyuya taş atması misali, ortalığa kaynağı belli olmayan bir haber düşüyor, herkes aynı haberi sorgusuz sualsiz yayınlıyor. Bir süre sonra ortalıkta dolaşan enformasyon kırıntısı anonim bir hal alıyor. Bağımsız haber siteleri nitelikten çok niceliğe önem veriyor. Ne kadar haber yayınlarsa o kadar iyi habercilik yaptıklarını düşünüyorlar. İnternet medyasının hakim medyaya alternatif olduğunu düşünüyor musunuz? Haber sitelerinin hemen hemen tamamının haber kaynağı diğer medyaya da haber servisi yapan haber ajansları ve gazetelerin internet siteleri. Kendilerine ait bir haber ağları yok… Alternatif olduğunu söyleyenler karşı tarafla aynı kaynaktan besleniyorlar. Çoğu zaman kaynak bile gösterme zahmetinde bulunmuyorlar. Bu tanıma uymayan örnekler de yok değil. ‘Gazeteci gazeteciyi merak eder’ Medyatava’nın sahibi Ömer Özgüner, ‘medya magazini’ yaptıkları eleştirisi için ‘Ne zamandan beri işten atılan insanların derdini anlatmak medya magazini oldu!’ diyor… Medyatava.com, medya siteleri arasında en popüler olanlarından. On kişilik bir çalışanı var. Bir dönem Anadolu Ajansı üyeliği almışlar, şimdi herhangi bir ajansla bağları yok. Günde 30’u aşkın haber yayınlıyorlar. Sitede yer alan haberler, gazetecilerin transferleri, köşe yazarları tartışmaları, gazete ve TV’lerde yaşanan “flaş” gelişmeler gibi konulardan oluşuyor. Sitede küçük bir köşe yazarı polemiği de, önemli bir gazetecilik konusu da manşete çıkarılabiliyor. Sitenin sahibi Ömer Özgüner, günde otuz bin kişi tarafından izlendiklerini söylüyor. Yaptığınız iş için “medya magazini”, “medya dedikodusu” ifadeleri kullanılıyor. Siz ne olarak tarif ediyorsunuz? Biz yaptığımız işe yanına herhangi bir sıfat eklemeden; gazetecilik ya da habercilik diyoruz. Sitemiz okunduğunda, dış haberler, transferler, ajans haberleri, işten çıkarmalar, ratingler, gazete tirajları, köşe yazıları olduğu görülecektir. Bütün bunlara eğer bu ülkede magazin ya da dedikodu deniliyorsa kavramların gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Siz “medya magazini” haberciliğine neden ve nasıl yöneldiniz? Mesela, hakim medyaya bir tepkiden mi, kendi medyanızı oluşturmak kaygısı mı? Veya ticari kaygılarla mı? Bir şeyi tekrar düzeltelim. Medya magazini diye bir şey yok. Ne zamandan beri işten atılan insanların derdini anlatmak; ya da tazminatları sorun etmek; ya da maaşların bizde haber çıktığında alınması magazin oldu? Ama hakim medyaya karşı olması için değil, bir ihtiyaç olduğunu düşündüğümüzden siteyi kurduk. Gazeteci gazeteciyi merak eder. Artistin artisti ettiği, doktorun doktoru ettiği, siyasetçinin siyasetçiyi merak ettiği gibi. Zaten gazetecilik de haber de bu merak üzerine kurulur. Biz bu merak duygusu için siteyi kurduk. Ticari kaygı mı dediniz? Biraz da kazansak fena olmaz! Yayınladığınız haberlere nasıl ulaşıyorsunuz, haber kaynaklarınız neler? Ayrıca bir haberin oluşum süreci nasıl işliyor sizde? Örneğin, herhangi bir duyumun da sizde haberleşebildiği yönünde eleştiriler var? Duyumun bizde haber olması bir eleştiri değil ders olmalıdır. Çünkü gazetecinin işi duyum almak ve bu duyumu habere çevirebilme yeteneğidir. Habere nasıl ulaştığımıza gelince. Bu sitede yer alan her haber başka gazeteciler, reklamcılar ve yöneticiler tarafından okunduğu için çok sayıda isim bize kendiliğinden haber gönderir. Biz o duyumları kontrol ettikten sonra yayına sokarız. Ayrıca siteyi kuran dört editör olarak da çok geniş bir ilişki ağımız var. Bu yüzden bütün haberler ilk olarak bize geliyor. Ve yüzde doksan oranında medyada olan her şey ilk olarak bizde yer alır. Şunu da söyleyelim, yazdıklarımızın tamamı doğru çıkmayabilir, hatalar olur. Ama biz yazmadıysak da doğru değildir. Kısacası bir haberin sağlaması bizden geçer… Size yönelik bir eleştiri de hakim medyaya dair eleştirel bir tutum takınmıyor oluşunuz, yalnızca magazinellik kısmıyla ilgili oluşunuz. Buna bir yanıtımız yok. “Hakim medya” diye bir şey de yok. Yeni Şafak mı şimdi hakim medya, yoksa Hürriyet mi, yoksa Zaman mı, Sabah mı? Biz yine de hangisi olursa olsun, yanlış gördüğümüz konularda zehir zemberek analizler yazmaktayız. Ama esas yapmaya çalıştığımız şey olan biteni olduğu gibi yazmak. ‘Eleştiriler umurumuzda değil’ Superpoligon.com’un editörü Kemal Kaya: Herkes medyada neler olduğunu merak ediyor. Bizim yaptığımız da bu merakı gidermek İsmi medyatava ile anılan bir başka medya sitesi de superpoligon.com. Bu sitede de “flaş flaş flaş” patlangaçları eksik olmuyor. Site 2000’de kuruldu. 5 kişi aktif olarak güncellemeyle uğraşıyor. Editörlerden Kemal Kaya, basındaki çoğu gazetecinin kendilerine gönüllü muhabirlik yaptığını söylüyor. Editörünün deyimiyle sitede günde 5 haber verildiği de oluyor, 50 haber de. Herhangi bir ajansa üye değiller. Kemal Kaya, günlük izlenme oranlarının 100 ila 150 bin civarında olduğunu söylüyor. “Medya magazini” haberciliğine neden ve nasıl yöneldiniz? Hakim medyaya bir tepkiden mi, kendi medyanızı oluşturmak kaygısı mı? Veya ticari kaygılarla mı? Medya magazini ifadesini Superpoligon için kullanmak çok doğru olmaz. Bütün gazeteci arkadaşlarımız gibi biz de medyada işlerin nasıl döndüğünü merak etmekteydik. Patronaj ve üst düzey yöneticiler arasındaki ilişkiler nasıl yürüyor? Neden üst düzey yöneticilerimiz ABD standartlarının üzerinde maaş alırken bize Rusya’daki maaşları örnek gösteriyor ve biz Rusya’daki maaşlarla bile iş bulmakta güçlük çekiyoruz? Bütün bunları düşünüp tartışırken bir yandan da yazmaya başladık. Bütün gruplarda ve kurumlarda çalışan arkadaşlarımız olması bilgi akışını da hızlandırdı. Güncel haberlerimiz de ilgi çekti. Böylece doğal bir gelişim süreci yaşadık. Medya sitelerinin yaygınlaşmasını neye bağlıyorsunuz? Biz bu işi yaparken fark ettik ki, Türkiye’de birçok insan ülkenin içinde bulunduğu durumdan medyayı sorumlu tutuyor. Haksız da sayılmazlar. Medya kullanılarak bankalardan milyarlarca dolar soyulmuşsa, ihaleler paylaşılmışsa kim bunlar ve ne yapmak istiyorlar diye sorar herkes. Bu ülkede medya askeri gaza getirip darbeye sevk etme cesareti gösteriyorsa, hükümetler devirip, kuruyorsa; bakan atayıp alıyorsa hasılı kelam bugün olmasa da kısa süre öncesine kadar iktidar gücü büyük oranda medya ve arkasındaki güçlerin elindeyse herkes merak eder medyayı kim nasıl yönetiyor diye… “Medya magazinciliği” eleştirilerine yanıtınız? Kimin ne dediği çok umurumuzda değil. Yaptığımız iş ortada. Türkiye’nin en büyük kabul edilen gazetesinin anlı-şanlı köşe yazarları Superpoligon kendilerinden alıntı yapmıyor, yazılarına yer vermiyor diye üzüntülerini bize iletme ihtiyacı duyuyorlarsa yaptığımız işe magazin veya dedikodu denmesi bizi hiç üzmez. Sizde bir haberin oluşum süreci nasıl işliyor? Biraz biz bize olmanın rahatlığı içinde hareket ettiğimiz oluyor. Ama en önemli özelliğimiz şu: Biz bir sermayenin yönlendirmesiyle maksatlı haber yapmıyoruz. Haberleri yönlendirmiyoruz. Bir yanlış yaparsak da gocunmadan düzeltiyoruz. Yorum yazan okuyucularımız acımasızca hatta bazen haksız yere Superpoligon’u eleştiriyorlar. Ama bunlara da yer veriyoruz. BASIN ÖRGÜTLERİ NE DİYOR? Devlet interneti tanımıyor, ama yaptırım uygulayabiliyor ORHAN ERİNÇ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
İnternette de ciddi yayınlar ve bulvar yayınları karşıtlığı hakim. Kimi portallarda sadece dedikodular yer alıyor. Kimilerinde kendi görüşlerini yaygınlaştırmaya uygun yayınlar var. Kiminde ise habercilik. Çalışma mevzuatına göre haber portalları “yayın” sayılıyor ama bunu yürütenler gazeteci sayılmıyor. Son Ceza Kanunu’nda internet yayınları ve internet gazetecileri ceza kapsamına alınıyor. Devlet, internet yayıncılığının tanımını yapmakta ayak direrken Ceza Yasası bunlara yaptırımı gündeme getirebiliyor. Kısa zamanda İnternet gazetecilerinin de Basın İş Yasası kapsamına alınması gerekiyor. OKTAY EKŞİ Basın Konseyi Başkanı Bu alanda görev yapan arkadaşlarımız gazeteciliğin temel ilkelerine etik açıdan bağlı kalarak görevlerini yaparlarsa topluma büyük yarar sağlayacaklar. Ancak varolan durumu istisnalar dışında bu beklentiden çok uzak görüyorum. Çok önemli bir olanağın böylece mahvedildiğini düşünüp üzülüyorum. Bu işi sorumsuz ve seviyesiz bir şekilde yapanların eninde sonunda gazeteciliğin olmazsa olmaz ilkelerine saygılı olmayı öğreneceklerini umuyorum. Biz Basın Konseyi olarak bilfiil gazetecilik yapan herkesi başka bir koşul aramadan gazeteci sayarız. Yıllardır görüşümüz bu. İnternet alanında çalışanları da gazeteci sayıyoruz. ERCAN İPEKÇİ
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı
İnternette medyanın genel tablosundan farklı bir durum yok. Yazılı ve görsel medyada nasıl yozlaşmışlık varsa internette de var. Yazılı ve görsel medyada düzgün yayınlar olduğu gibi internette de var. İnterneti en baştan özgürlüklerin sınırsızca kullanılabildiği bir alan olarak görmek iyi olurdu. Ama maalesef orayı da belli alanlarda yozlaştırdık. İnternet haberciliğiyle ilgili olarak bir yasal düzenleme yok. Bu alanda çalışanlar İş Yasası kapsamında değiller. Medyadaki hakim sömürü orada da devam ediyor. Herhangi bir yasal tanımın olmaması en önemli handikap. Bunun bir an önce düzenlenmesini istiyoruz. DOĞAN TILIÇ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı
İnternet gazeteciliğinin dünyanın iletişim özgürlüğüne katkısının çok büyük olacağı söylendi. Fakat zaman bunun hiç de böyle olmadığını gösterdi. Teknoloji kendi başına bilgi zenginleri ile bilgi yoksulları arasındaki uçurumun daralmasına katkı sağlayamaz. İnternette gazeteciliğin en temel gereksinimi olan editöryal kontrol büyük ölçüde ortadan kalktı. ÇGD, bu alanda çalışanları gazeteci olarak tanımlıyor. Hatta bu alanda çalışan arkadaşların özel olarak örgütlenmesine dair çalışmalarımız da oldu. Ama bu yönlü bir talebin daha çok onlardan gelmesi gerek. O konuda maalesef fazla bir gelişme olmadı.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: