İletişim biliminin önemli isimlerinden Prof. Dr. Maxwell McCombs, Eskişehir’i ziyaretinde şehrin en işlek sokağında yan yana dizili küçük dükkânları gördüğünde “bir zamanlar bizde de benzer dükkânlar vardı. Ancak artık yalnızca tek binadan oluşan büyük alışveriş merkezler var. Arada, olsa olsa 30 yılılk bir fark olabilir” demişti. Bu sözleriyle sanki Türkiye’nin de Amerika’ya benzeme yolunda hızla ilerlediğini ima etmişti.Günümüzde, ülkenin kuzeyindeki kentlerden farklı olarak Texas’ta küçük dükkânların sayısı “yok” denilecek kadar az. Bundan 30 yıl önce durum nasıldı bilemiyorum ama şimdilerde “ekmek” almak için bile otomobilinize binip, ancak belirli yerlerdeki ve sınırlı sayıdaki büyük süpermarketlere ya da alışveriş merkezlerine gitmeniz bir zorunluluk. Amerika’nın ticari yapısındaki bu değişim, kendisini medya sektöründe de gösteriyor. Küçük kent gazeteleri birer birer medya gruplarının ya da holdinglerinin bir parçası haline gelmiş durumda. “Büyük balık, küçük balığı yutar” tezinin geçerli olduğu ticari medya dünyasında, belki de artık “daha büyük balık, büyük balığı yutar” tezi ispatlanmaya çalışılıyor. Yazının devamını oku »